Bir - Grup Terapisi Hikayesi Psikodiyet
Moderatör söze başladı: "Bugün tabağınızdakini değil, o tabağı dolduran duyguyu konuşalım."
Yanındaki yaşlıca adam, Mehmet Bey, yavaşça başını salladı. "O kuyuya ben 'yalnızlık' diyorum Selin Hanım. Emekli olduğumdan beri buzdolabının kapağı benim tek sırdaşım oldu. Acıktığım için değil, sessizliği bozmak için çiğniyorum." Bir Grup Terapisi Hikayesi Psikodiyet
Aynadaki yabancıya duyulan sebepsiz kızgınlıktı. "Dün gece yine oldu," dedi
Seans biterken moderatör bir ödev verdi: "Bu hafta acıktığınızda kendinize sorun; aç olan midem mi yoksa şefkat bekleyen kalbim mi?" Yuvarlak dizilmiş sandalyelerden birine
Bu hikaye taslağını formatına mı dönüştürelim, yoksa üzerine bir sosyal medya serisi mi kurgulayalım?
Sıra Selin’e geldiğinde sesi titredi. "Dün gece yine oldu," dedi. "Mutfak lambasını açmadım bile. Karanlıkta, tezgahın başında ne yediğimi anlamadan tıkındım. Karnım aç değildi ama içimdeki o kuyu... O hiç dolmuyor."
Sessizce odaya girdi. Elinde sımsıkı tuttuğu su şişesi, aslında kendini korumak için ördüğü hayali duvarın bir parçasıydı. Yuvarlak dizilmiş sandalyelerden birine, sanki oraya ait değilmiş gibi ilişti. Grubun adı "Psikodiyet"ti; ama o, meselenin sadece kalori olmadığını biliyordu.